11.03.2010
Ona acıyarak bakma, ona nasıl baktığına acıyarak bak...

 


Okuma ve öğrenme zorluğu çeken çocuklara özel eğitim veren bir okul için bağış toplama yemeğinde, çocuklardan birisinin babası katılımcılar tarafından asla unutulmayacak bir konuşma yaptı. Okula kendini adamış öğretmenleri kutladıktan sonra şöyle bir soru sordu: 'Dışardaki etkenler tarafından etkilenmedikçe, evrende her şey mükemmel bir düzenle ve sırayla yürüyor. Ama yine de oğlum Shay, diğer çocukların öğrendikleri gibi öğrenemiyor. Diğer çocukların anlayabildikleri gibi anlayamıyor.
Oğlumda "doğal" olması gereken şeyler nerede?'


Bu soru karşısında dinleyiciler sessiz kaldılar.
Baba devam etti. 'Ben inanıyorum ki, dünyaya fiziksel ve zeka engelli Shay gibi bir çocuk geldiğinde, gerçek insan doğası kendini gösterme fırsatını buluyor ve bu da insanların o çocuğa davranış şekillerinde kendini gösteriyor.'


Ve sonra aşağıdaki hikayeyi anlatmaya başladı:


Shay ve babası bir gün parkta Shay'in tanıdığı birkaç çocuğun beysbol oynadıklarını
gördüler. Shay sordu, 'Acaba oynamama izin verirler mi?' Shay'in babası çoğu çocuğun Shay gibi bir çocuğun takımlarında oynamasını istemeyeceklerini ama aynı zamanda eğer oğluna izin verirlerse oğlunun o çok ihtiyacını duyduğu, engellerine rağmen başkaları tarafından kabul edilmenin özgüveni ve sahiplenme duygusunu vereceğini de biliyordu.
Shay'in babası çocuklardan birinin yanına yaklaştı ve (fazla birşey
beklemeyerek) Shay'in oynayıp oynayamayacağını sordu. Çocuk şöyle danışabileceği
birilerine baktı ve sonra 'Şu anda 6 sayı gerideyiz ve oyun sekizinci turunda.
Herhalde takıma girebilir ben de onu dokuzuncu turda vurucu olarak sokmaya
çalışırım' dedi.


Shay büyük bir gayretle takımın yanına gitti ve yüzünde kocaman bir gülümseme ile
takım t-shirtini giydi. Babası gözünde yaş, kalbi sıcak duygularla dolu onu izledi.
Çocuklar oğlunun kabul edilmesinden dolayı babanın mutluluğunu gördüler. Sekizinci
turun sonunda Shay'in takımı birkaç puan kazandı ama hala 3 sayı gerideydi.
Dokuzuncu turun başında Shay eldiveni eline geçirdi ve sağ açık sahaya çıktı. Ona
doğru hiç top isabet etmemesine rağmen oyunda olmaktan son derece mutluydu ve
babasının ona tribünlerden el salladığını gördüğünde yüzünde kocaman bir gülümseme
beliriyordu.
Dokuzuncu turun sonunda Shay'in takımı yine puan kazandı. Şimdi bütün kaleler
doluydu, oyunu kazanma şansı ortaya çıkmıştı ve topa vurma sırası Shay'e gelmişti.


Bu noktada Shay'in vurucu olmasına izin vererek oyunu kaybetme riskini mi
almalıydılar? Şaşırtıcı bir hamleyle Shay'e sopayı verdiler. Topa isabet
ettirme şansının sıfır olduğunu biliyorlardı çünkü bırakın topa vurmayı Shay sopayı
bile elinde tutmasını bilmiyordu.


Ama Shay sahaya çıktığında top atıcı, diğer takımın kazanma şanslarını bir kenara
bırakarak Shay'e bu fırsatı tanıdıklarını görünce birkaç adım öne giderek yumuşak
bir şekilde topu Shay'e doğru fırlattı. İlk topa Shay zorlukla sopayı savurdu ama
ıskaladı. Atıcı tekrar birkaç adım öne doğru geldi ve topu yine yumuşak bir şekilde
Shay'e doğru attı. Shay sopayı savurdu ve hafifçe topa dokunarak yere atıcıya doğru
vurdu.


Oyun şimdi bitecekti. Atıcı topu yerden aldı ve ilk kaledeki adamına
kolaylıkla atabilecek ve Shay'i sobeleyerek oyunu bitirebilecekti.


Ama atıcı topu aldı ve ilk kaledeki adamının başının üzerinden diğer takım
arkadaşlarının erişemeyeceği yere fırlattı.
Tribünlerdeki herkes ve iki takımda bağırmaya başladılar, 'Shay, ilk kaleye koş, ilk
kaleye koş!' Shay hayatında hiç bu kadar uzağa koşmamıştı ama ilk kaleye gidebildi.
Şaskınlıktan büyümüş gözleriyle yere çöktü.


Herkes bağırmaya devam etti, 'İkinci kaleye koş, ikinci kaleye koş' Nefes nefese
Shay zorlukla ikinci kaleye koşabildi. Shay ikinci kaleye geldiği sırada açık sahada
diğer takımdan biri topu almıştı ... takımın en küçüğü olan bu çocuk kahraman olma
şansını elinde tutuyordu. Topu ikinci kaledeki adamına atabilirdi ama top atıcısının
niyetini anladığından o da kasıtlı olarak topu üçüncü kaledeki arkadaşının başının
üzerinden attı.


Herkes bağırıyordu, 'Shay, Shay, Shay, bütün yolu koş Shay'


Karşı takımdan birinin yardım ederek onu üçüncü kaleye doğru döndürmesiyle Shay
üçüncü kaleye koşabildi, 'Üçüncüye koş! Shay, üçüncüye koş!'


Shay üçüncüye gelirken diğer takımdaki çocuklar ve seyirciler ayağa
kalkmışlardı ve bağırıyorlardı, 'Shay, hepsini koş! Hepsini koş!' Shay
hepsini koştu ve oyunu takımı için kazanan bir kahraman olarak herkes tarafından
alkışlandı.


'O gün', dedi babası, gözlerinden yaşlar aşağıya doğru süzülerek,
'iki takımdaki çocuklar da dünyaya bir parça sevgi ve insanlık getirmeyi başardılar'.


Shay bir sonraki yaza yetişemedi. O kış vefat etti. Bir kahraman olduğunu ve babasını
mutlu ettiğini ve eve geldiğinde annesinin de gözyaşları içinde onu kucakladığını
asla unutmadı.



Bilgin bir adam bir zamanlar demiş ki: Her toplum, kendilerinden daha az şanslı
olanlara nasıl davrandığıyla değerlendirilir.


 


 

Geçmiş günlükler için tıklayın : ( 5 Adet)
Yorum yazabilirsiniz :
© 2009 Her hakkı saklıdır. www.drsenaidemirci.net
Web Tasarımı deSen